29 Ocak 2010
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde görevli
hekimin kazandığı tazminat davası, hakarete uğrayan hekimlere emsal olacak
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, hekimler aleyhine yapılan haksız, gerçek dışı
ve hakaret niteliği taşıyan hasta başvuruları açısından da emsal taşıyacak
bir karara imza attı.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde ameliyat edilecek olan hastanın yakını,
görev yapan asistan hekim hakkında Başhekimliğe şikayet dilekçesi verdi.
Hakaret niteliği taşıyan şikayet dilekçesi nedeniyle İzmir Tabip Odası,
hekim adına dava açarak hasta yakınından tazminat talebinde bulundu.
“Kullanılan ifadelerin dilekçe hakkıyla ilgisi yok”
Hakarete uğrayan hekim Çağdaş Şahin’in başvurusu üzerine İzmir Tabip Odası
Hukuk Bürosu tarafından oluşturulan dava dilekçesinde, “Eşinin
ameliyatının planlanan saatten sonraki bir saate sarkması ve bu nedenle
bilgilendirilmemesini şikayet konusu yapan hasta yakını, Tıp Fakültesi
Hastanesi Başhekimliğine verdiği dilekçede, meslektaşımızın ismini de
hedef almak suretiyle, dilekçe hakkının kullanılması ile ilgisi olmayan
ifadeler kullanmıştır” ifadelerine yer verildi.
İzmir Tabip Odası’nın mahkemeye yaptığı başvuruda, hasta yakını tarafından
başhekimliğe verilen şikayet dilekçesinde, “Adı Çağdaş Ama Kendisi Çağdaş
Olmayan” , “Çağdaş Efendi Hazretleri”, “ Adı Çağdaş olan burnundan kıl
aldırmayan doktor” gibi ifadeler kullanıldığı belirtilerek, hakaret
niteliği taşıyan ifadeler nedeniyle hasta yakınının hekim Çağdaş Şahin’e
manevi tazminat ödemesini talep ettikleri söylendi.
Mahkeme hakaret yok dedi
İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin, hasta yakınının amacının hakaret
olmadığını, hekimin sergilediği tutumu eleştirdiğini belirterek davanın
reddine karar vermesi üzerine İzmir Tabip Odası temyiz hakkını kullandı.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nde görülen temyiz davasında, şikayet hakkı
konusu üzerinde duran mahkeme Anayasanın 36. maddesine değinerek, “Herkes,
meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde
davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahiptir” maddesinin altını çizdi. Mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun 25’inci
maddesine atıfta bulunarak, kişilik haklarına saldırının da hukuka aykırı
kabul edildiğini ifade etti.
Temyiz davasında, hasta yakınının eyleminin hukuka aykırı olduğu ve
şikayet dilekçesinin hakaret niteliği taşıdığı sonucuna varan mahkeme,
hasta yakınının hekime tazminat ödenmesine karar verdi. Temyiz davasının
görüldüğü Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 12.10.2009 tarihli ayrıntılı
kararında şöyle denildi:
“Dava konusu olayda davacı doktorun davalının eşini ameliyat ettiği,
davalının bu süreçte karşılaştığı olumsuzlukları başhekimliğe şikayet
ederken, eleştiri sınırını aşarak davacının isminin Çağdaş olmasına rağmen
kendisinin çağdaş olmadığını belirtmek suretiyle davacının kişilik hakkına
saldırıda bulunduğu anlaşılmaktadır. Şikayet hakkı kullanılırken şikayete
konu olayların açıklanması ile yetinilmeksizin davacı doktorun ismi
kullanılarak kişiliği hedef alınmak suretiyle çağdaş bir kişi olmadığının
belirtilmesi kişilik hakkına saldırı oluşturmaktadır. Şu durum karşısında
takdir edilecek manevi tazminat ile davalının sorumluluğuna kara verilmesi
gerekirken, mahkemece davanın reddedilmesi bozma nedenidir.”
Kaynak:Ajanslar